Işık, yazısında tefeciliğin yalnızca borç alan kişiyle sınırlı kalmadığını, aileleri ve toplumsal ilişkileri de derinden etkilediğini belirtti. Borçların faizlerle büyüdüğünü, ardından baskı ve tehditlerin devreye girdiğini ifade eden Işık, bu sürecin ailelerin parçalanmasına kadar uzanabildiğine dikkat çekti.
“İnsanın çaresizliğinden para kazanmak onurun en alt seviyesidir”
Tefeciliği “vampir” ve “zehirli sarmaşık” benzetmeleriyle tanımlayan Işık, insanların emeğinin, umudunun ve geleceğinin bu sistem tarafından sömürüldüğünü dile getirdi.
Işık, tefeciliğin toplumdaki yardımlaşma ve dayanışma kültürünü de zayıflattığını belirterek, ekonomik sıkıntı yaşayan insanların yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.
Işık’ın tefecilik konusundaki çıkışı, ailesinin de yakın zamanda bu sorunla karşı karşıya kaldığını açıklamasının ardından geldi. Işık, temmuz ayında yaptığı paylaşımda 27 yaşındaki oğlunun tefeciler nedeniyle kayıplara karıştığını açıklamış, yaşanan tehdit ve baskılar nedeniyle ağır bir süreç geçirdiklerini duyurmuştu.
“Ahlaken, vicdanen ve hukuken bertaraf edilmeli”
Yazısında tefeciliğin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve vicdani bir sorun olduğunu ifade eden Işık, bu yapının normalleştirilmemesi gerektiğini söyledi.
Tefeciliğin “iş adamlığı” olarak görülmesine de tepki gösteren Işık, çaresiz durumda bulunan insanların durumundan kazanç sağlamanın meşru bir ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
Işık, çözümün yalnızca hukuki mücadeleden geçmediğini belirterek toplumun da tefeciliğe karşı tavır alması gerektiğini ifade etti.
Yazısının sonunda dayanışma çağrısı yapan Işık, ekonomik sıkıntı yaşayan insanların yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.